Kategoriler
Genel

OKUMADAN GEÇMEYİN !

Kocası ondan boşanmak istedi. Kadın ‘beni bir ay vakitsince kucağında odaya taşır mısın?’ dedi. Adam karısının bu sözleri üstüne onun kafayı yediğini düşündü. Ama tam bir ay bulunduğunda adama hayatının şokunu yaşatan o olay oldu.

Sosyal medyada kulaktan kulağa sunulan bir öyküyi size transfer etmek istiyoruz. Bu öykünin gerçek bulunduğu söyleniyor. Bu ne kadar doğru bilemeyiz ama aslında ibretlik bir öykü bulunduğunu söyleyebiliriz. Bir akşam eve geldiğimde eşim akşam yemeğini servis ediyordu. Elini tuttum ve ona söyleyeceğim şeyler bulunduğunu söyledim. Masaya oturdu ve sessiz sedasız yemeğini yemeye başladı. Ve gene gözlerinde o korkuyu gördüm. Bir anda kasıldım, ağzımı açamıyordum ama düşüncelerimi söylemem lazımdı. Ben boşanmak istiyorum.

Sinirlenmedi, sözlerime karşılık vermedi, yalnızca nedenini sordu. Bir yanıt veremedim ve buna çok sinirlendi. Elindeki çatal bıçakları fırlattı. Bana bağırdı ve adam olmadığımı söyledi.

O akşam tek sözcük konuşmadık. Eşim tüm gece ağladı. Farkındaydım evliliğimize ne olacağını merak ediyordu, ama onu tatmin edecek bir şey söyleyemeyecektim. Ben Jane’e aşık oldum, eşimi sevmiyorum bundan sonra. Bu vicdan azabıyla bir evlilik sözleşmesi hazırladım; evi, arabayı ve şirketin %30’unu ona verecektim. Sözleşmeye kısa bir vakit baktı ve yırttı. 10 sene hayatımı paylaştığım bu bayan bana yabancı olmuştu. Onun harcadığı vakte ve enerjiye üzülüyordum ama geri dönemezdim, Jane’e çok aşık olmuştum. Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı, bu beklediğim bir tepkiydi. Onun ağlaması benim hafiflememe sebep olmuştu.

Bir vakitdir aklımdan geçiriyordum boşanmayı, bu düşünce bende saplantı durumuna gelmişti; şimdi bu duyguyu daha da kuvvetli hissediyordum ve doğru karardı. Bir ileri akşam eve geç gelmiştim ve eşimi masada makale yazarken gördüm. Çok uykum vardı ve akşam yemeğini yemeden uyumaya gittim. Jane ile geçirdiğim o kadar saat beni yormuştu. Bir ara uyandım ve onu hala makale yazarken gördüm masada. Ama bu benim umurumda değildi ve başımı çevirip uyumaya devam ettim…

Ertesi sabah bana şartlarını makale durumunda sundu. Benden hiçbir şey istemiyordu, yalnızca boşanmamızı ilan etmek amacıyla bir ay müsaade istedi ve bu vakitte normal bir aile gibi davranmamızı istedi. Bunun nedeni oğlumuzun bir ay sonra sınavlarının olması ve bu dönemde ona bu yükü bindirmemekti. Bu kabul edilebilirdi. Bir şey daha vardı, benden onu evlilik gecesinde nasıl kapıdan içeriye taşıdığımı hatırlamaktı, ve 1 ay vakitsince her sabah onu yatak odasında kapıya kadar taşımamı istedi.

Kafayı yediğini düşündüm, ama son günlerimizin iyi geçmesi acısından kabul ettim. Sonra bu şartlardan Jane’e bahsettim, yüksek sesle gülüp bunun çok saçma bulunduğunu ve eninde sonucunda boşanmayı kabul etmek mecburiyetinde kalacağını söyledi. Eşimle boşanma konusunu açtığımdan beri fiziksel ilişkide bulunmadık. Bu nedenden ilk gün onu kucağıma alıp kapıya götürdüğümde garip bir duygu yaşadım. Oğlumuz arkamızda duruyordu ve alkış yapmaya başladı. ‘Babam annemi kucağında taşıyor’ dedi.
Bu onu çok sevindirmişti, sözleri canımı acıtmıştı… Yatak odasından evin kapısına kadar 10 metre taşıdım. Eşim gözlerini kapattı ve kulağıma “Oğlumuza boşanmamızdan bahsetme,” diye fısıldadı. Ben de başımı öne eğerek tamam, dedim ve içime bir üzüntü çöktü. Kapı önünde onu bıraktım, eşim otobüs durağına gitti ve onu işe götürecek olan otobüsü bekledi. Ben de tek başıma büroya gittim.
2. gün bu oyunu oynamak bize daha basit gelmişti. Eşim kafasını göğsüme yasladı ve onun kokusunu duydum. Birden eşime uzun vakitdir bakmadığımı anladım ve onun evlendiğim vakitte kadar genç olmadığını fark ettim. Yüzünde hafif çizgiler oluşmuş, saçlarına ak düşmüştü. Geçen seneler öylesine yanından geçmemişti, o an kendime ona bununla neler yaptığımı sordum. 4. gün onu kucağıma aldığımda bir emniyet duygusu yaşadım. Bu, bana hayatının 10 senesini armağan eden bayandı.5. gün bu emniyet duygusu daha da büyümüştü. Bundan Jane’e bahsetmedim.

Günler geçtikçe onu taşımak daha da basitlaşmıştı, belki de bu sayede yaptığım antrenmandan dhadiyidır bu. Bir sabah onu ne giyeceğini düşünürken izledim. İsyan ederek her gün kıyafetlerin biraz daha bol yaklaştığını söyledi. Birden onun ne kadar süzüldüğünü ve kilo verdiğini fark ettim. Demek ki onu her sabah daha basit taşıyabilmemin nedeni buydu. Birden yüzüme yumruk gibi vurdu. Bu kadar acıyı ve üzüntüyü kalbinde taşıyordu. Farkında olmadan kafasını okşadım.

O an oğlumuz da geldi ve “Baba, annemi taşıman lazım.” dedi. Bu hayatımızın bir parçası olmuştu, babasının annesini odadan kapıya taşıması. Eşim oğlumuzu yanına çağırdı ve ona sıkı sıkı sarıldı. Ben başımı çevirdim, son anda kararımdan vazgeçmek istemiyordum. Onu kucağıma aldım ve yatak odasından kapıya kadar taşıdım. Elini enseme koymuştu ve ben onu sıkı sıkı tutmuştum. Tıpkı evlendiğimiz gün gibi. Artık huzursuzlaşmıştım bu kadar kilo vermesinden. Son gün onu kucağımda taşıdığımda hareket etmedim. Oğlumuz okuldaydı ve eşime hayatımızdaki yakınlığın ne kadar eksildiğini söyledim. Ofise gittim ve kapıyı kilitlemeden arabadan fırladım, bunun amacıyla vakit yoktu.

Her anın kararımı değiştirmesinden korkuyordum ve merdivenden yukarıyaya koştum, yukarıyaya varınca Jane kapıyı açtı. Ona karımdan boşanmayacağımı söyledim. Şaşkın bir ifadeyle elini alnıma koydu ve ‘Senin ateşin mi var?’ diye sordu. “Üzgünüm Jane ama ben bundan sonra boşanmak istemiyorum.” dedim. Evliliğimizin renksiz kalması sevgi eksikliğinden değil, birbirimizin değerini unuttuğumuzdandı. Şimdi aklıma geldi ona evlendiğimiz gün kapıdan içeri taşıyınca ömrümün sonuna kadar sadakat yemini verdiğim…

Jane hadiyi anlayınca yüzüme bir tokat attı ve kapıyı kapatarak ağlamaya başladı. Hemen aşağı koşup ilk çiçekçiye gidip eşime bir buket çiçek aldım, üzerindeki karta da ”Seni her sabah hayatımın sonuna kadar taşıyacağım.” yazdım. Eve vardığımda yüzümü bir gülümseme kapladı, elimde çiçeklerle yatak odasına gittim ve eşimi yatağın üzerinde ölü buldum. Eşim aylardır kanser ile savaşıyordu ve ben Jane ile ilgilenmekten bunu fark etmemiştim. Fazla yaşamayacağını bildiği amacıyla beni, oğlumun bana negatif tutumundan korumaya çalışmıştı. En azından oğlumun gözünde iyi bir eş olarak kalmamı istemişti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir