Kategoriler
Genel

PLANI NEYMİŞ

Gazeteci Ahmet Gürsoy bugünkü köşesinde, ”Kaos planı” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Son derece dikkat çekici değerlendirmelerde bulunan Gürsoy, AKP çevrelerinde ciddi şekilde seçimin kaybedileceğinin dillendirildiğine dair haberlerin gazetelerde çıkan haberlerden yola çıkarak Erdoğan’ın mecliste çoğunluk kaybedip, cumhurbaşkanlığını kazanma üzerine bir stratejiye yoğunlaşabileceğini ifade etti. Bu şekilde, tıpki millet ittifakının elindeki belediyeler için Erdoğan’ın kullandığı ”topal ördek” benzetmesindeki gibi kaotik bir durumun ortaya çıkabileceğini vurgulayan Gürsoy, devamında meydana gelebilecek büyük tehlikeler için AKP’yi planından vazgeçmesi için uyardı.

Ahmet Gürsoy’un yazısının tamamı şu şekilde: Gazetelerde yer alan haberlere göre Erdoğan ilk defa yakın dostlarına “yenilgiden” söz etmiş. Bu durumda kaçınılmaz sonu görmüş diyebiliriz. Erdoğan bu dostlarına diyesiymiş ki “Meclis’te çoğunluğu kayıp ediyoruz. Cumhurbaşkanlığında şansımız var.”

Olabilir mi?

Böyle düşünmüş olabilirler.

Neden bunu söylüyorum?

Açıklayayım.

Bundan önce ittifakla seçime gidilmesini önemseyen AKP’nin, ortaklarıyla birlikte birden bire yeni seçim kanununa gerek duyması tam da bu açıklamalara ışık tutuyor. Bu açıklamada Sayın Erdoğan ne yapıyor?

Cumhurbaşkanlığı ile TBMM’deki çoğunluğu ayrı tutuyor.

Yani “Topal ördek” politikasının belediyelerdeki yansımasını bütün Türkiye’de görüyor. Bu sebepledir ki, yeni seçim yasasını getirdiler. Ne kadar çok milletvekili alırlarsa, çoğunluğu ele geçirecek muhalefetin gücünü o kadar sınırlayacaklar.

Muhalefet istediği kadar Meclis’te güçlü olsun. Cumhurbaşkanlığı AKP’de olursa, “Topal ördek” uygulaması başlayacak. Tabii belediyelerdekinin tersi olarak. Bilindiği gibi büyük şehirlerin çoğunda belediye meclisinin çoğunluğu iktidarın elinde. AKP’nin yeni seçim hesabına göre, TBMM muhalefetin elinde olacak, ama iktidar gücü tek adamda (cumhurbaşkanında) olacağı için Meclis’in hiçbir önemi olmayacak. Çünkü Tek Adam Hükümeti, kararname çıkarma yetkisiyle istediği gibi ülkeyi yönetecek.

İşte Türkiye’de asıl kaos, o zaman başlayacak

Büyük siyasi kriz, asıl o zaman başlayacak.

Çünkü Meclis demek millet demektir. Meclis’in devre dışı bırakılması, milletin etkisizleştirilmesi, iradesinin yok sayılması anlamına gelir. Hâl böyle olunca da Meclis, muhalefetin elinde olduğundan haklı olarak sık sık toplantıya çağrılacak. Cumhurbaşkanı, karşısında duracak.


Muhalefet, Meclis gücünü ortaya çıkarmak isteyecek, cumhurbaşkanı kendi yetkilerinden güç alarak yok sayacak.

Manzarayı düşünün.

AKP’lilerin evdeki hesabı bu.

Elbette Türkiye olarak bunu istemeyiz. Böyle bir siyasi tablo, (Allah göstermesin) iç savaşa kadar gidebilir.

AKP kaos planından vaz geçmeli.

Türkiye zaten olağan siyasi çizgide ilerlemiyor. Her şey gerginlik ve düşmanlık üzerine. Büyükşehir belediyelerine bakın. Halkın seçtiği, iktidara mensup meclis üyeleri, halkın yüzde yüz çıkarına olacak işleri bile sırf muhalefet iş yapmadı görünsün diye, tamamen siyasi garezle engelliyor.

Olağan siyasette ve devlet işleyişinde böyle bir şey olabilir mi?

Olmaz!

Çünkü normal işleyen bir devlet ve siyaset düzeninde, İçişleri Bakanlığı ve iş başındaki hükümet duruma müdahale eder. Çünkü seçilen belediye başkanı, yasaların izin verdiği her hususta toplumsal çıkarı gözeterek kararlar alabilir. Seçmenin kendisine verdiği yönetme yetkisini kullanabilir. Bu sayede toplumsal kalkınma ve ilerleme sürüp gider.

Peki, şimdi ne var?

Ne olursa olsun engelleme var.

Yarın bir gün TBMM’deki çoğunluğu muhalefet, iktidarı (cumhurbaşkanlığını) AKP ve ortakları kazanırsa, siyaset ve ülke yönetimi krize girer.

Neden?

Çünkü şimdi, şu an yaptıkları uygulamalar o kadar düşmanca, o kadar bencil, o kadar çıkarcı ki, bunlardan iyilik beklemek, normalleşme ümit etmek sadece boş bir hayal olur.

Türk milletine bu kaos planı anlatılmalıdır.

Parlamenter sisteme geçilmelidir.

Siyasal sistem kendini düzlüğe ancak böyle çıkarabilir.

Türkiye normalleşmeli ve olağan siyasal akışa dönmelidir. Her önüne gelen siyasi grup ya da parti, ülkeye, kendi ideolojisine uygun rejim getirme hevesinden vaz geçmelidir.

Tek yolumuz vardır: O da Cumhuriyet ve demokrasidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir